Teyzem akşam yemeği için kuzenlerimi ve ailesini yemeğe davet etti. Sabahtan beri yapılan hazırlıktan dolayı mutfaktan mis gibi kokular yükseliyordu. Saatler ilerledikçe muhteşem bir menünün bizi beklediği kokulardan belliydi. Kuzenim yardım için öğlene doğru teyzeme geldi. Gerçi annem ve teyzemin hızına kimse yetişemezdi o gelmeden hemen hemen bütün hazırlıklar bitmişti. Geriye sadece sofra hazırlamak kalıyordu. Ben ve kuzenim sofrayı hazırlamaya karar verdik. Tabaklar ve çatal kaşıkları çıkartırken teyzem başımızdan ayrılmıyordu. Davetin her alanında gözden bir şey kaçmasını istemiyordu. Bu yüzden hazırlığımız bitene kadar başımızdan ayrılmadı. Ben tabakları ve peçeteleri dizerken teyzem kuzenimin çatal kaşıkları yanlış dizdiğini fark etti. Sofranın sofra adabına ve düzenine göre dizilmesi gerektiğini söylerken bütün sofrayı tek başına hazırlamış oldu. Tıklayarak kısacası yine bütün işi kendisi yapmış oldu. Gecenin sonunda ise yorgunluktan şikayet ediyordu. Biz de kuzenimle birbirimize bakarak gülüştük. 

En önemli anlarda ya da yerlerde bitmemesi gereken bir şey  varsa o da bataryalardır.  Müzik dinlemeyi çok severim. Seyahatler ise kendimi müziğe kaptırdığım yerlerden bir tanesidir. Durumum gereği şehirlerarası yolculuk yapıyorum. Bu yolculuklarda ise dinleyebilmem için albümlerinde içinde bulunduğu birçok müzik dosyası yapmışımdır. Fakat yolculuk sırasında biten bir batarya bütün moralimi bozabilir ya da yolculuğumu çekilmez bir hale getirebilir. Şarj konusunda sıkıntı yaşayan biriyim. Doğum günlerinde ya da törenlerde fotoğraf makinesi ile ölümsüzleştirmek istediğimiz kareler vardır. Fakat bu kareler fotoğraf sırasında biten piller ile siliniyor.  Eminim ki bu sıkıntıları ve şarjlarla sorun yaşayan sadece ben değilim. Yaşadığım deneyimlerden sonra bu duyguları tekrar yaşamamak için yanımda artık yedek pillerden bulunduruyorum. www.ucretsiz-casinolar.com böylece bataryanın bitmesi gibi bir durumla karşı karşıya kalmıyorum.  Siz de batarya sorunu yaşayanlardansanız bence önleminizi alın, alın ki en güzel anlarınız yarıda kesilmesin. 

Bu günlerde, yemeğe fazla zaman ayırmaz oldum. Aslında kilo vermemi sağlaması açısından güzel oluyor ama vücudumun dengesi bozulacak diye de çekiniyorum. Ama midemin küçüldüğünü hissedebiliyorum. Çünkü azıcık birşey de yesem, doymuş olarak kalkıyorum. Ama sanırım birkaç gün eski alışkanlıklarıma döner de eskisi kadar çok yersem hem azar azar verdiğim kilolarımı süratle geri alırım hem de midemi eski hacmine kazandırmış olurum. Ama doğal olarak bunu yapmak istemiyorum. Çünkü aşırı kiloya doğru giden her yol insana çok ciddi problemler yaşatıyor. Neyse, sonuç itibarıyle, hareketliliği sağlayıp biraz da az yemeyi başardığımızda vücudumuz biraz olsun şekle giriyor. Sanırım denge bozulması veya beslenememe gibi bir problemle de karşılaşmam. Mesela, az önce, buradan girdiğim internet sitesinde bulduğum slot oyunlarını daha önceden oynuyor olsam, bu oyunların yanında mutlaka abur cubur yiyor olurdum. Ama şimdi hiç canım istemiyor. 

Eşimin güvenlik takıntısı nedeniyle evimizin dört bir yanı alarmla donatıldı. Evlenmemize bir ay kala alarm taktırmıştık eve. Neymiş efendim, gece yarısı yeni evli çifti eve dönerken takip ederler, biz balayındayken evi soymaya gelirlermiş. Aslında çok da mantık dışı bir durum değildi. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde böyle durumlarla karşılaşıyorduk. Her neyse sonuçta alarmı taktırdık ve balayına gidip, sağ salim döndük. Evin içerisinde bulunan sensörler harekete duyarlı oldukları için etrafta devrilebilecek ya da ufak sarsıntılarda bile sallanabilecek olan her şeyi bir güzel sabitledik dönüşte ama işte olacaklar var ya önüne geçilemiyor hiçbir şekilde. Bugün dışarıdayken ev alarmının çaldığına dair telefonuma arama gelince kendimi eve zor attım. Gittim ne göreyim kapı ve bütün pencereler kilitli, evde kimse yok. Meğerse not yazıp aynaya yapıştırdığım post it düşmüş. O heyecanı atmak için kendimi slot oyunlarına verdim. Kaç saattir bilgisayarın başındayım.

Bir hayli zamandır fotoğraf çekmeye çıkamıyordum. Ne vaktim vardı ne halim. İşlerim o kadar yoğundu ki bazen duş almaya bile vakit bulamıyordum ya da duşları oldukça kısa tutmak zorunda kalıyordum. Bir yerlere yetişme ve iş yetiştirme telaşından dolayı kendimle baş başa kalamamıştım. Çıktığım fotoğraf turunda da yalnız değildim ama olsun en azından ortak bir fikirde birleşen insanlarla olmak bile aklımı dağıtmama yetti. Sapanca civarında fotoğraf çekmeye giden bir gruba dahil oldum. Kısmetimize havanın yağmurlu olması beklenirken güneşli bir güne başlayıp akşamına doğru parçalı bulutlu bir havayla bitirdik günümüzü. Temel amaç fotoğraf çekmekti ama bu güzel ortama gelince ağaçların altında sık sık dinlendim. Şehir hayatında ise başka türlü bir dinlenme yolu seçiyorum. Online casino oyunlarıyla zaman geçiriyorum. www.jackpot-oyunu-oyna.com sitesinde incelenen birbirinden eğlenceli ve güvenilir online casino siteleri sayesinde eğlenirken kazanıyorum.

Uzun zamandır hamama gitmedim. Geçen sene özellikle çok sık aralıklarla gidiyordum. Üstelik yurt dışından bir de arkadaşım gelmişti. O da çok seviyor. Bir gidip ter atsam diye düşünüyorum. aslında Temmuz başı İstanbul'dan da geçeceğim. biraz vaktim olacak. Orda da gidiyordum eskiden. Hatta normal gittiğim bir yer vardı. İki sene önce ortaklar kavga etmiş kapatmışlar. Yaklaşık iki hafta önce bir tanesinden mesaj geldi. Şurada yeni açtık bekleriz diye. Bugün de diyer ortaktan – o da başka bir yerde açmış, bekleriz diyor. casino oyunları da oynuyorduk onlarla. Www.guvenli-casinolar.com diye bir site buldum son olarak. Güncel bonus listesi veriyor. Gidersem onlarla da paylaşırım.

Hamama gittiğimde önce saunaya girip iyice terlerim. Sonra kese. Vücuttaki gözenekleri iyice açıyor. Detoks için şunu yiyin, bunu için diyorlar sürekli. Benim bildiğim en iyi detoks yönttemi iyice bir keselenmek.

Her insanın bir zayıf noktası, ve bir ya da birden fazla kötü alışkanlığı vardır. Bazıları için bu sigara, bazıları için başka şeyler. Benim kötü alışkanlığım ise yemek – ve üstelik sağlıksız olarak değerlendirilen ne tür yiyecekler varsa.

Yanlış anlamayın. Meyve ve sebzeyi de severim. Ancak gençliğimden beri öğün arası patates cipsi ve çikolata alışkanlığı oluştu. Bir dönem her gün mutlaka öğlen ve akşam yemekleri arasında bir paket patates cipsi ved en az bir çikolata ile birlikte genellikle gazlı bir içecek içerdim.

Aslında çocuk ve gençken de oldukça zayıftım. Ama tabii, bu kötü alışkanlıklara kim dayanır?

Bu kendi kendimi eleştirdiğim belki de en önemli konu. Ne yazık ki hiç iradem yok. Bunu bildiğim için de yıllardır değişik zayıflama yöntemleri de deniyorum.

Bazıları casinoları da kötü bir alışkanlık olarak görüyor. Ben katılmıyorum. Çünkü www.en-iyi-casino-bonuslari.com'dan bulduğum bonuslarla oynuyorum.

En istemediğim şeylerden biri başıma geldi. Kızımız Hande bu sene uzak bir şehirdeki üniversiteyi kazandı ve yarın ilk uçakla oraya gidecek. Babası ile ben uzun bir süre kendimize gelemedik, ağzımızı bıçak açmadı. Ama kısmet buymuş sonuçta kızımızla gurur duyuyoruz. Zeki ve başarılı bir öğrenciydi. İlk tercihi olan edebiyat öğretmenliğini kazandı. Eskiden beri şiirler yazar, kompozisyon yarışmalarında hep birinci olurdu. İfadeleri çok net ve berraktır. Bu doğuştan gelen bir yetenek ve babasına çekmiş biraz da. Bizim kızın dersler kadar bir ilgi alanı ve başarısı daha var ki, o da casino oyunları. İlk duyduğumda pek anlamamıştım ama onu bir tıkla girip oynarken izlediğimde oyunlara hakim ve bilinçli oynadığını gördüm ve o zaman anladım. Keyifli ve zaman alan bir aktivite. Artık onun yokluğunda biz de babasıyla casino oyunları oynar hasretimizi unutmaya çalışırız. Zor olsa da.

Özelikle büyük şehirlerde oturanların ortak kaygısı, betonlaşan dünya. Yeşile hasretiz, beton görmekten sıkıldık artık. Hele benim gibi çocukluğu bahçeli evlerde geçmiş birinin bu yeni beton kültürüne alışması çok zor gerçekten de.. Biz eskiden karanlık olmadan sokaktan eve girmezdik, çamurla oynardık, ağaç tepelerinden inmezdik. Akşam eve gelince “ Ne bu halin, kir pas içinde kalmışsın!” diye söylenen annelerimizden azar işitirdik biraz, ama mutlu çocuklardık. Çünkü doğayla iç içeydik. Şimdiki çocuklar ise yeşil özlemini internette yarattıkları sanal bahçelere tıklayarak gideriyorlar. Şehirden uzak sitelerde yaşayan çocuklar biraz daha şanslı, en azından güvenlikli sitelerinin küçük de olsa bahçeleri var. Bisiklete binip top oynayabiliyorlar. Ya şehir merkezindekiler ne yapsın? Evde hapis hayatı yaşadıkları için mecburen kendilerini internete veriyorlar; doğadan, yeşilden uzak büyüyorlar.. Onlar adına üzülüyorum; çünkü çamurla oynama, ağaca tırmanma zevkini tadamıyorlar..

Yazık değil mi bu çocuklara?

Spor, sağlıktır… Spor yapan insanların, yapmayanlara nazaran ne kadar sağlıklı ve ‘fit’ olduğunu herkes bilir. Spor yapan vücut daha dinamik, üretken ve zorluğa karşı dayanıklıdır. Spor yapmayanlar ise daha hantal bir görünüme sahip olmakla kalmayıp sağlık konusunda da önemli rahatsızlıklar görebiliyorlar. Gençlik zamanında sporun tabiiki büyük önemi var ama belirli bir yaştan sonra da spor gerçekten çok büyük artıları olan ve mutlaka üzerinde durulması gereken bir ihtiyaç.

Belirli bir yaştan kastım, misal 40’lı yaşlardan sonra da pekala spor yapılabilir. Aslında sporun da yaşı olmaz. Her yaş grubuna göre spor hareketleri, vücudu daima hazır hale getirecek kombinasyonlar yapmak mümkün. Yeter ki, masa başında saatlerce oturup, kısa mesafe olan evine dahi otobüsle, minibüsle giden insanlar gibi sporu “Aman, ne yapayım bu saatten sonra” diyenlerle eş görmeyelim. www.turkce-casino.org ile de spor keyfinizi ve heyecanınızı ikiye katlayın.